.

Herkes eşit yaratılsaydı

1/7/2008 · Kategori: Kultur



Herkes eşit yaratılsaydı
  
Sual: Bazıları, "Allah; kimini sağlam kimini sakat, kimini uzun kimini cüce, kimini güzel kimini çirkin, kimini zengin kimini fakir, kimini beyaz kimini zenci, kimini akıllı kimini deli yaratmıştır. Herkesi eşit yaratsaydı daha iyi olmaz mı?" diyorlar. Ben de Allah en iyisini yaratır. İyi olsaydı eşit yaratırdı. Demek ki bizim bilmediğimiz şeyler var dedim. Tatmin olmadılar. Ne demelidir?
CEVAP:Siz en güzel cevabı vermişsiniz. Ondan daha güzeli olmaz.
İnsanın yaradılış gayesi bilinmeyince, dünyadaki olayların sebebi anlaşılamaz. Allahü teâlâ, dünya ve ahireti, sevgili kulu ve resulü Muhammed aleyhisselam için yarattı. Diğer canlı ve cansız varlıkları da, insanoğlunun istifadesi için yarattı. Dünya zevk için yaratılmadı. Ahiret ise, ebedi mükâfat ve ceza yeridir. Dünya, ahiretin imtihan yeridir. Herkes her bakımdan eşit olsa, imtihanın manası kalmaz, iyi ile kötü ayrılmazdı. Allah’ın emir ve yasaklarına uymakla çeşitli sıkıntılar çekilecek, itaat edenle, isyan eden, birbirinden ayrılacaktır. İnsan cansız varlık gibi, ot veya hayvan gibi değil, kulluk ve imtihan için yaratıldı. İnsan, ihtiyaçsız, sıkıntısız ve her bakımdan eksiksiz yaratılsaydı, imtihan ve dünya manasız olurdu. İnsanların, hayvanların ve kâinattaki canlı, cansız diğer yaratıkların hareketleri, akılları durdurucu sistemleri incelenince, her şeye gücü yeten Rabbimizin dünyayı maksatsız yarattığı düşünülemez.

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
İnsanlar, dünyada, birkaç gün dert çekmeselerdi, Cennetin, ebedi sıhhat ve afiyet nimetlerinin sonsuz lezzetlerinin kıymetini bilmezlerdi. Açlık çekmeyen, yemeğin lezzetini anlamaz. Acı çekmeyen rahatlığın kıymetini bilmez.

Herkes, her bakımdan eşit yaratılsaydı, büyük bir felaket olur, toplumlar olmazdı. İnsanlar, boy, renk, şekil, akıl, zenginlik, sıhhat, kuvvet, güzellik, ahlâk gibi her hususta eşit olunca, tornadan çıkmış gibi eşit, yani birbirinin aynı olunca milyarlarca insanı birbirinden ayırmak mümkün olmaz. Karı koca birbirini tanıyamaz, insan hanımı ile kızını ayırt edemez, hayat felç olur. Sırf bu şekil benzerliği bakımından, binlerce problem ortaya çıkar. Diğer sahadaki eşitlikler görülmeden, yaşanmadan hayat söner.

Herkes bilgi ve kültür bakımından da eşit olunca, gazeteye, kitaba, filme ihtiyaç kalmaz. Güreş, koşu, yüzme gibi sporlar ve yarışlar olmaz. Çünkü, herkes aynı kabiliyettedir.

İyinin kıymeti, kötü ile bilinir. Herkes iyi olunca, iyinin kıymeti kalmaz. Çirkinlik olmayınca, güzellik anlaşılmaz. Hastalık olmayınca sağlığın kıymeti bilinmez.

Bir kimse, okuyup her bakımdan mükemmel bir insan olmak ister. Herkes aynı olursa, kim kimden üstün olacaktır? Âmirsiz, memursuz, işçisiz, patronsuz toplum olmaz.

Her hususta eşitliğin zararları sayılamayacak kadar çoktur. Onun için Allahü teâlâ, her şeyi hikmetli ve adaletli yaratmıştır. Adalet olunca işler düzgün yürür. Mesela beş parmağın beşi de aynı olsaydı, baş parmak diğerlerinin arasında olsaydı, bugünkü kadar verimli iş yapılamaz, büyük eksiklik olurdu.

Adaletli yaratılmak, eşit yaratılmakla mukayese bile edilmez. Aynı ana babadan, zekaları, kabiliyetleri farklı çocukların yaratılması, milyarlarca insanın birbirine benzememesi, hatta parmak izlerinin farklı olması bile, Allahü teâlânın kudretinin sonsuzluğunu göstermektedir. Onun kudreti sonsuz, şânı çok yücedir.


Özel işe karışmak
Sual:
Ateistler, “Bazı insanların cüce, sakat veya çirkin yaratılması adaletsizliktir, her şey düzgün, eşit yaratılmalı idi” diyorlar. Bunlara nasıl bir cevap verebiliriz?
CEVAP
Buna benzer bir sualin cevabı yukarıda var idi. Bir âyet-i kerime meali şöyledir:
(Dinlerine uymadıkça, Yahudilerle Hıristiyanlar senden asla hoşnut olmazlar.) [Bekara 120]

Bu ateistlere de, her konuda delil getirilse, ispat edilse, yine onların dinini yani dinsizliklerini kabul etmedikçe Müslümanları sevmezler ve İslamiyet’i kötülemeye devam ederler.

Bir yılanın, beni niye yılan yarattın, beni aslan yaratsaydın demeye hakkı olur mu?

Aslan da, beni niye hayvan olarak yarattın, beni de insan yaratsaydın daha iyi olmaz mı idi demeye hakkı var mı?

Bu her hayvan için böyledir. Domuz, karınca, akrep, sinek, hepsi benzer şeyler söyleyebilir.

Fakirin beni niye zengin yaratmadın diyerek Allah’tan hesap sormaya kalkması uygun olur mu?

Erkek, şimdi rağbet güzel ile zengine, beni niye kadın yaratmadın dese uygun olur mu? Onu domuz veya köpek olarak da yaratabilirdi.

Kadın, ben güçlü bir pehlivan olmak isterdim, beni niye erkek yaratmadın dese uygun olur mu?
Zenci, beni niye beyaz yaratmadın diyebilir mi?

Bunları çoğaltmak hatta ne olursa tersini iddia etmek mümkündür. Bir çiftlik sahibi, aynı cins hayvanları ayrı yere koysa, veya her birine ayrı yer yapsa yahut bazı cins hayvanları aynı ahıra koysa, buna kimin ne demeye hakkı vardır? Yahut canı isteği zaman bir kuzu veya tavuk kesip yese, buna kim ne diyebilir? Çünkü hayvanlar adamın malıdır, istediği şekilde besler, istediklerini kesip yiyebilir. Kâinattaki her şey de Allahü teâlânın mülküdür, dilediği gibi kullanabilir. Buna kimse karışamaz. Başka bir kimsenin malını kullansa o zaman bir haksızlık mevzubahis olabilir. Hiç kimsenin özel işine karışılmaz.

Kaynak : Huzuradogru.com

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!







Mîsâk (Kaalû Belâ) Gününde Ömrî Takdirin Delili Nedir?

30/4/2008 · Kategori: Kultur

Mîsâk (Kaalû Belâ) Gününde Ömrî Takdirin Delili Nedir?

SORULAR

Cevap:

Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

"Hani Rabbin Âdemoğullarının sırtlarından zürriyetlerini (çıkarıp) almış ve onları kendilerine şahit tutup: 'Ben sizin Rabbiniz değil miyim?' diye buyurmuştu. Onlar da: 'Evet (Rabbimizsin) şahid olduk' demişlerdi..." (el-A’raf, 7/172) ve diğer âyet-i kerimeler.

İshak b. Rahûye'nin rivayetine göre bir adam dedi ki:

‘Ey Allah'ın Rasûlü, ameller (önceden bir takdir olmaksızın) ibtidâen mi ortaya çıkmaktadır yoksa bu hususta kaza (hüküm ve takdir) geçmiş midir?’

Peygamber şöyle buyurdu:

"Yüce Allah Adem'in sırtından zürriyetini çıkartıp, onları kendilerine karşı şahit tuttuktan sonra avuçlarıyla onları aldı. Şunlar cennetlik, bunlar cehennemlik, dedi. Cennet ehli olanlara cennet ehlinin ameli kolaylaştırılır, cehennem ehli olanlara da cehennem ehlinin amelleri kolaylaştırılır."

Muvatta'daki rivayete göre Ömer b. el-Hattab Radıyallahu anh'a şu:

"Kıyamet günü: 'Bizim bundan haberimiz yoktu' demeyesiniz diye Rabbin Âdemoğullarının sırtlarından zürriyetlerini (çıkarıp) almış ve onları kendilerine şahit tutup: 'Ben sizin Rabbiniz değil miyim' (diye buyurmuştu). Onlar da: Evet (Rabbimizsin) şahid olduk' demişlerdi." (el-A’raf, 7/172) buyruğu hakkında soru sorulmuş, bunun üzerine o şöyle demişti:

Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'e bu âyete dair soru sorulduğunu duydum. Bunun üzerine Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:

"Şüphesiz şanı yüce ve mübarek olan Allah Âdem'i yarattı. Sonra sağıyla onun sırtını sıvazladı ve nihayet ondan bir zürriyet çıkardı. Bunları cennet için yarattım, diye buyurdu. Onlar da cennet ehlinin amelleriyle amel ederler. Sonra bir daha sırtını sıvazladı ve ondan bir zürriyet çıkardı. Bunları cehennem için yarattım; diye buyurdu ve onlar da cehennemliklerin ameli ile amel ederler..."

Tirmizi'de Abdullah b. Amr Radıyallahu anh'ın şöyle dediği zikredilmektedir:

Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem elinde iki yazı bulunduğu halde yanımıza çıktı.

"Bu iki yazının ne olduğunu biliyor musunuz?" diye sordu. Bizler:

‘Hayır ey Allah'ın Rasûlü, senin bize haber vermen müstesnâ", dedik. Elindeki yazı hakkında şunları söyledi:

"Bu âlemlerin Rabbinden bir yazıdır. Bunda cennet ehlinin isimleri, onların babalarının ve kabilelerinin isimleri yazılıdır. Daha sonra onlardan en son ferdi üzerinde sonuç çizgisini çekti. Artık ebediyyen onlara ne ilave yapılır, ne onlardan bir şey eksiltilir." Daha sonra sonundaki yazı için de şunları söyledi:

"Bu da âlemlerin Rabbinden bir kitabtır. Bunda cehennem ehlinin isimleri, babalarının ve kabilelerinin isimleri vardır. Sonra onların son ferdi üzerinde nihai bir çizgi çekildi. Bundan dolayı onlara ebediyyen ne bir kimse eklenebilir, ne de bir kimse eksiltilebilir."

Ashabı:

"O halde ey Allah'ın Rasûlü, eğer iş olup bitmiş ise amel ne diye?" dediler.

Peygamber şöyle buyurdu:

"Sizler doğru ve istikamet üzere amel etmeye gayret ediniz. Şüphesiz cennetlik olan bir kimse her ne amel ederse etsin, nihayet onun amelleri cennet ehlinin ameli ile sona erer. Cehennem ehli olan kimse ise her ne amel ederse etsin onun ameli de cehennem ehlinin ameli ile sona erer."

Daha sonra Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem ellerindeki bu iki yazıyı bir kenara attı, sonra şöyle buyurdu:

"Artık sizinle kulların işini bitirmiş olmaktadır. Bir kesim cennette, bir kesim cehennemde olacaktır."

Tirmizi dedi ki: Bu hasen, sahih, garib bir hadistir."

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!









{ Sayfa 1 of 9 }
<- : : Sonraki Sayfa ->