|
İSLAM’DA TERÖR YOKTUR
Muhterem Müslümanlar ! Sonsuz kudret sahibi olan yüce Allah, insanı en güzel bir şekilde yaratmış,[1] şan ve şeref sahibi kılmış,[2] ruhundan ona üflemiş,[3] yeryüzünü insana boyun eğdirmiş[4] ve sayamayacağımız nice nimetleri[5] insanoğlunun emrine vermiştir. Gerçekten eğitilmiş ve yaratılış gayesine uygun olarak yetiştirilmiş insan, seven ve sevilen, merhamet eden, herkesle hoş geçinen ve kendisiyle hoş geçinilen; kendisiyle, ailesiyle, içinde yaşadığı toplumla, milletiyle ve bütün insanlıkla barışık olandır. Temeli barış, uzlaşma, hoş görüye dayanan ve ismini de bu anlamlara gelen “İslam” kelimesinden alan yüce dinimiz, birliği, dirliği, sevgiyi, kardeşliği emrederken, zulmü, azgınlık ve fenalığı yasaklamış; zulmün en dehşet verici şekillerinden biri olan terör ve tedhişi ise şiddetle men etmiştir. Bir hadis-i kutside Yüce Allah “Ben zulmü kendime haram ettim, size de haram kıldım, birbirinize zulmetmeyiniz” buyurmaktadır. Hz. Peygamber de Müslümanı; “Eli ve dili ile başkalarına zarar vermeyen ve şerrinden emin olunan kişi”[6] diye tarif etmiştir. Hz. Peygamber, insanlara zarar vermeyi ve zulmetmeyi yasaklamış onlara merhametli olmayı emretmiş: “İnsanlara merhamet etmeyene Allah da merhamet etmez” [7]buyurmuşlardır. Başka bir hadislerinde de sadece insanlara değil, yer yüzündeki bütün canlılara şefkatle yaklaşmamızı emretmiş, Allah’ın rahmetine ulaşmak için, yer yüzündekilere merhamet etmemiz gerektiğini vurgulamıştır.[8] Değerli Mü’minler ! Yer yüzündeki bütün canlılara merhametle yaklaşmayı öngören, Yaratandan ötürü yaratılanı hoş görme anlayışını yerleştiren yüce dinimizin, erkek-kadın, çocuk-yaşlı ayırmadan masum insan kanını akıtan terör hareketlerini hoş görmesi asla mümkün değildir. Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de haksız yere cana kıymayı haram kılmış, cezasının ebedi kalınacak cehennem olduğunu bildirmiştir.[9] Aynı şekilde haksız yere bir kişiyi öldürmeyi bütün insanlığı öldürmek, bu kişiyi kurtarmayı da bütün insanlara hayat vermek olarak kabul etmiştir.[10] Hz. Peygamber ise, bırakın bir Müslüman’ın kanını akıtmayı savaş ortamında bile Müslümanlarla savaşmayan gayri müslim kadınların, çocukların, yaşlıların, ibadetleriyle meşgul din adamlarının öldürülmesini, hatta ibadethanelerinin yıkılmasını, ağaçların kesilmesini, hayvanların öldürülmesini dahi yasaklamıştır. Şu halde ismi ne olursa olsun, terör, şiddet ve anarşinin İslam’la uzaktan yakından ilişkisi yoktur; Bu şiddet hareketlerini her hangi bir dine, özellikle İslâm’a mâl etmek hiçbir şekilde mümkün değildir. Bilakis dinimiz her türlü anarşi, fesat, bozgunculuk, eziyet, işkence, kısaca terör ve şiddeti kesinlikle haram kılmıştır. Değerli Mü’minler! Bilindiği gibi terör, insanlık için büyük bir beladır. Öyle ki bugün üzülerek belirtelim ki bütün insanlığı etkileyecek ve üzebilecek bir boyuta ulaşmıştır. Böyle olunca; bizlere düşen görev: Dinimizin buyruklarına sıkıca sarılmak, İslâmın terörü şiddetle reddettiği şuuru içerisinde bütünleşerek insanlığın huzur ve selameti için dua ve niyazda bulunarak Rabbimize sığınmaktır. Nitekim Yüce Rabbimiz: “Ey iman edenler! Hep birden barışa girin. Sakın şeytanın peşinden gitmeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır”[11] buyurmaktadır. Hutbeme son verirken, yüce dinimiz İslâm’ın her türlü terörü nefretle reddettiğini, kınadığını ve lanetlediğini belirtir birlik ve beraberliğimizin devamını Cenabı Hak’tan niyaz ederim. [1] Tin, 4. [2] İsra, 70. [3] Hicr, 29. [4] Mülk 15. [5] İbrahim, 34. [6] Riyazussalihin, c.3, S.103, H.No.1541 [7] Riyazussalihin, I/272 H.No.225 [8] Taç, V/17. [9] Nisa, 93. [10] Maide, 32. [11] Bakara 208. | ||
İŞ HAYATINDA SEVGİ VE GÜVENİN ÖNEMİ
İnsanın iç dünyasındaki güzellikleri dışa yansıtan, mahâretlerini, san’at ve hünerlerini gün ışığına çıkartan, iş hayâtıdır. Bir insanı, ailesine ve topluma faydalı bir üretici durumuna getiren, çalışmadır. Tembellik, bir çeşit ölüm, çalışmak ise, hayattır. Bu bakımdan çalışmak, insan olmanın gereğidir. Ülkelerin kalkınması, insanların düzenli çalışmasına bağlıdır. Bir âyet-i kerîmede şöyle buyrulmuştur:
“İnsan için, kendi çalışmasından başka bir şey yoktur.”[1]
İslâm Dîni, çalışmayı, iş görmeyi kendi elinin emeğiyle geçinmeyi teşvîk etmiş, helâlinden kazanmayı, farz kılmıştır. Bu uğurda çekilen her sıkıntıyı, bir kısım günahlara keffâret saymıştır.[2] Sevgili Peygamberimiz (S.A.V.), Hadis-i Şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır:
“İnsan, elinin emeğinden daha hayırlı bir lokma yememiştir. Allah’ın elçisi Dâvût (a.s.) da, kendi elinin emeğini yerdi.”[3]
“Sizden birinizin ipini alıp dağa gitmesi, sırtına bir bağ odun yüklenip getirerek onu satması, böylece Allah’ın onun yüzsuyunu koruması ve –istediğini verseler de, vermeseler de- insanlardan bir şeyler dilenmesinden daha hayırlıdır.”[4]
Değerli Mü’minler!
İnsanî ilişkilerin tamamında olduğu gibi, iş hayatında da, sevgi, saygı,sabır ve güvenin önemli bir yeri vardır. Zira başarılı olmanın sırlarından biri de, güven duygusudur. Güven ise dürüst çalışmakla, kaliteli iş üretmekle, karşımızdakini aldatmamakla, ciddiyetle elde edilen hayat boyunca devam etmesi gereken önemli bir meziyettir.
Zaten müslüman güvenilir kişidir. Peygamberimize, dost-düşman, mü’min-müşrik, herkes güvenmiş ve kendisine de bu yüzden “Muhammedü’l Emîn” denilmiştir.
Toplum hayatında, iş hayatında karşılıklı sevgi, saygı, güven duygusu hakim olursa, dürüst davranışlar sergilenirse huzur ve barış ortamı tesis edilir.
Kur’ân-ı Kerîm’de meâlen, “Allah ve Resûlüne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin; sonra korkuya kapılırsınız ve kuvvetiniz gider. Sabredin. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir”[5] buyurulmakta ve bizi, toplum ve iş hayatını çok yakından ilgilendiren bu gerçekleri düşünmeye ve anlamaya dâvet etmektedir.
Halbuki, sevgi, saygı, sabır ve güven, doğrudan imân’la irtibâtlıdır. Allah’ın varlığına ve birliğine, Hz.Muhammed (S.A.V.)’in peygamberliğine inanan bir müslümanda, bu güzel hasletlerin daha güçlü bir surette bulunması gerekir. Yüce Allah meâlen şöyle buyurmaktadır:
"İman edip de, iyi davranışlarda bulunanlar için çok merhametli olan Allah, (gönüllerde) bir sevgi yaratacaktır”.[6]
Öyle ise bir müslümanın gönlünde kötü duygulara yer olmamalıdır. İçinde yaşadığımız toplumu, birlikte çalıştığımız iş arkadaşlarımızı, sevmeli ve insanlara karşı saygılı olmalıyız. Karşılaştığımız sıkıntıları sabırla göğüslemeli ve güven ortamını sarsacak gelişmelere fırsat vermemeliyiz.