.

KUR'AN'DA KAİNATIN YARATILIŞI

1/5/2008 · Kategori: Ayet

KUR'AN'DA KAİNATIN YARATILIŞI


 

(BAKARA suresi 29. ayet):


هُوَ الَّذِي خَلَقَ لَكُم مَّا فِي الأَرْضِ جَمِيعاً ثُمَّ اسْتَوَى إِلَى السَّمَاء فَسَوَّاهُنَّ سَبْعَ سَمَاوَاتٍ وَهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ


Okunuş: Hüvellezi haleka leküm ma fil erdi cemian sümmesteva iles semai fe sevvahünne seb'a semavat, ve hüve bi külli şey'in alim


Tefhimü-l Kuran: Yerde olanların tümünü sizin için yaratan O'dur. Sonra göğe yönelip (istiva edip) de onları yedi gök olarak düzenleyen O'dur. O, herşeyi bilendir.


(EN'ÂM suresi 101. ayet):


بَدِيعُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ أَنَّى يَكُونُ لَهُ وَلَدٌ وَلَمْ تَكُن لَّهُ صَاحِبَةٌ وَخَلَقَ كُلَّ شَيْءٍ وهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ


Okunuş: Bedrius semavati vel ard enna yekunü lehu veledüv ve lem tekül lehu sahibeh ve haleka külle şey' ve hüve bi külli şey'in alim


Tefhimü-l Kuran: Gökleri ve yeri bir örnek edinmeksizin yaratandır. O'nun nasıl bir çocuğu olabilir? O'nun bir eşi (zevcesi) yoktur. O, her şeyi yaratmıştır. O, her şeyi bilendir.


(EN'ÂM suresi 107. ayet):


وَلَوْ شَاء اللّهُ مَا أَشْرَكُواْ وَمَا جَعَلْنَاكَ عَلَيْهِمْ حَفِيظًا وَمَا أَنتَ عَلَيْهِم بِوَكِيلٍ


Okunuş: Ve lev şaellahü ma eşraku ve ma cealnake aleyhim hafiyza ve ma ente aleyhim bi vekil


Tefhimü-l Kuran: Eğer Allah dileseydi onlar şirk koşmazdı. Biz seni onlar üzerinde bir gözetleyici kılmadık ve sen onlar üzerinde bir vekil de değilsin.


(RÛM suresi 19. ayet):


يُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَيُخْرِجُ الْمَيِّتَ مِنَ الْحَيِّ وَيُحْيِي الْأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا وَكَذَلِكَ تُخْرَجُونَ


Okunuş: Yuhricül hayye minel meyyiti ve yuhricül meyyite minel hayyi ve yuhyil erda ba'de mevtiha ve kezalike tuhracun


Tefhimü-l Kuran: O ölüden diriyi çıkarır ve diriden de ölüyü çıkarır, ölümünden sonra da yeri diriltir. İşte siz de böyle çıkarılacaksınız.


(SECDE suresi 7. ayet):


الَّذِي أَحْسَنَ كُلَّ شَيْءٍ خَلَقَهُ وَبَدَأَ خَلْقَ الْإِنسَانِ مِن طِينٍ


Okunuş: Ellezi ahsene külle şey'in halekahu ve bedee halkal insani min tiyn


Tefhimü-l Kuran: Ki O, yarattığı her şeyi en güzel yapan ve insanı yaratmaya da bir çamurdan başlayandır.


(YÂSÎN suresi 36. ayet):


سُبْحَانَ الَّذِي خَلَقَ الْأَزْوَاجَ كُلَّهَا مِمَّا تُنبِتُ الْأَرْضُ وَمِنْ أَنفُسِهِمْ وَمِمَّا لَا يَعْلَمُونَ


Okunuş: Sübhanellezi halekal ezvace külleha mimma tümbitül erdu ve min enfüsihim ve mimma la ya'lemun


Tefhimü-l Kuran: Yerin bitirmekte olduklarından, kendi nefislerinden ve daha bilmedikleri nice şeylerden bütün çiftleri yaratan (Allah çok) yücedir.


(ZÜMER suresi 63. ayet):


لَهُ مَقَالِيدُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَالَّذِينَ كَفَرُوا بِآيَاتِ اللَّهِ أُوْلَئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ


Okunuş: Lehu mekalidüs semavati vel ard vellezine keferu bi ayatillahi ülaike hümül hasirun


Tefhimü-l Kuran: Göklerin ve yerin anahtarları O'nundur. Allah'ın ayetlerine (karşı) küfredenler ise; işte onlar, hüsrana uğrayanlardır.


(MÜ'MİN suresi 62. ayet):


ذَلِكُمُ اللَّهُ رَبُّكُمْ خَالِقُ كُلِّ شَيْءٍ لَّا إِلَهَ إِلَّا هُوَ فَأَنَّى تُؤْفَكُونَ


Okunuş: Zalikümüllahü rabbüküm haliku külli şey' la ilahe illa hüve fe enna tü'fekun


Tefhimü-l Kuran: İşte bu, sizin Rabbiniz olan Allah'tır; her şeyin yaratıcısıdır; O'ndan başka ilah yoktur. Öyleyse nasıl olur da çevriliyorsunuz?


(ŞÛRÂ suresi 49. ayet):


لِلَّهِ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ يَخْلُقُ مَا يَشَاء يَهَبُ لِمَنْ يَشَاء إِنَاثًا وَيَهَبُ لِمَن يَشَاء الذُّكُورَ


Okunuş: Lillahi mülküs semavati vel ard yahlüku ma yeşa' yehebü li mey yeşaü inasev ve yehebü li mey yeşaüz zükur


Tefhimü-l Kuran: Göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. Dilediğini yaratır. Dilediğine dişiler armağan eder, dilediğine de erkek armağan eder.


(ZUHRUF suresi 12. ayet):


وَالَّذِي خَلَقَ الْأَزْوَاجَ كُلَّهَا وَجَعَلَ لَكُم مِّنَ الْفُلْكِ وَالْأَنْعَامِ مَا تَرْكَبُونَ


Okunuş: Vellezi halekal ezvace külleha ve ceale leküm minel fülki vel en'ami ma terkebun


Tefhimü-l Kuran: Ki O, bütün çiftleri yarattı ve sizin için gemilerden ve hayvanlardan bineceğiniz şeyleri de var etti.


(TÛR suresi 49. ayet):


وَمِنَ اللَّيْلِ فَسَبِّحْهُ وَإِدْبَارَ النُّجُومِ


Okunuş: Ve minel leyli fesebbihhu ve idbaran nucum


Tefhimü-l Kuran: Gecenin bir bölümünde ve yıldızların batışının ardında da O'nu tesbih et.


(KAMER suresi 49. ayet):


إِنَّا كُلَّ شَيْءٍ خَلَقْنَاهُ بِقَدَرٍ


Okunuş: İnna kulle şey'in halaknahu bi kader


Tefhimü-l Kuran: Hiç şüphesiz, biz her şeyi bir kader ile yarattık.


(KAMER suresi 50. ayet):


وَمَا أَمْرُنَا إِلَّا وَاحِدَةٌ كَلَمْحٍ بِالْبَصَرِ


Okunuş: Ve ma emruna illa vahidetun ke lemhim bil besar


Tefhimü-l Kuran: Bizim emrimiz, bir göz çarpması gibi yalnızca 'bir keredir'.


(HADÎD suresi 1. ayet):


سَبَّحَ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ


Okunuş: Sebbeha lillahi ma fiyssemavati velardi ve huvel'aziyzulhakiymu.


Tefhimü-l Kuran: Göklerde ve yerde olanların tümü Allah'ı tesbih etmiştir. O, üstün ve güçlü (aziz) olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.


(SAFF suresi 1. ayet):


سَبَّحَ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ


Okunuş: Sebbeha lillahi ma fiyssemavati ve ma fiyl'ardi ve huvel'aziyzulhakiymu.


Tefhimü-l Kuran: Göklerde ve yerde olanların tümü Allah'ı tesbih etmiştir. O, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.


(CUMUA suresi 1. ayet):


يُسَبِّحُ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ الْمَلِكِ الْقُدُّوسِ الْعَزِيزِ الْحَكِيمِ


Okunuş: Yesebbihu lillahi ma fiyssemavati ve ma fiyl'ardil elmelikilkuddusil'aziyzilhakiymi.


Tefhimü-l Kuran: Göklerde ve yerde olanların tümü, Melik; Kuddüs; Aziz; Hakim olan Allah'ı tesbih etmektedir.


(TEĞÂBÜN suresi 1. ayet):


يُسَبِّحُ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ


Okunuş: Yusebbihu lillahi ma fiyssemavati ve ma fiyl'ardi lehulmulku ve lehulhamdu ve huve 'ala kulli şey'in kadiyrun.


Tefhimü-l Kuran: Göklerde ve yerde olanların tümü Allah'ı tesbih etmektedir. Mülk de O'nundur, hamd (övgü) de O'nundur. O, her şeye güç yetirendir.


(TEKVÎR suresi 15. ayet):


فَلَا أُقْسِمُ بِالْخُنَّسِ


Okunuş: Fela uksimu bilhunnesi.


Tefhimü-l Kuran: Artık hayır; yemin ederim (gündüz) sinip (gece) dönen (gezegen) lere,


(TEKVÎR suresi 18. ayet):


وَالصُّبْحِ إِذَا تَنَفَّسَ


Okunuş: Vessubhi iza teneffese.


Tefhimü-l Kuran: Ve nefes almağa başladığı zaman, sabaha;


(TÂRIK suresi 1. ayet):


وَالسَّمَاء وَالطَّارِقِ


Okunuş: Vessemai vettariki.


Tefhimü-l Kuran: Göğe ve tarık'a andolsun,


(TÂRIK suresi 3. ayet):


النَّجْمُ الثَّاقِبُ


Okunuş: Ennecmüssakibü.


Tefhimü-l Kuran: (Karanlığı) Delen yıldızdır.


(A'LÂ suresi 2. ayet):


الَّذِي خَلَقَ فَسَوَّى


Okunuş: Elleziy haleka fesevva.


Tefhimü-l Kuran: Ki O, yarattı, 'bir düzen içinde biçim verdi,


(ŞEMS suresi 1. ayet):


وَالشَّمْسِ وَضُحَاهَا


Okunuş: Veşşemsi ve duhaha.


Tefhimü-l Kuran: Güneşe ve onun parıltısına andolsun.


(ŞEMS suresi 2. ayet):


وَالْقَمَرِ إِذَا تَلَاهَا


Okunuş: Velkameri iza telaha.


Tefhimü-l Kuran: Onu izlediği zaman aya,


(ŞEMS suresi 3. ayet):


وَالنَّهَارِ إِذَا جَلَّاهَا


Okunuş: Vennehari iza cellaha.


Tefhimü-l Kuran: Onu (güneş) parıldattığı zaman gündüze,


(ŞEMS suresi 4. ayet):


وَاللَّيْلِ إِذَا يَغْشَاهَا


Okunuş: Velleyli iza yağşaha.


Tefhimü-l Kuran: Onu sarıp-örttüğü zaman geceye,


(ŞEMS suresi 5. ayet):


وَالسَّمَاء وَمَا بَنَاهَا


Okunuş: Vessmai ve ma benaha.


Tefhimü-l Kuran: Göğe ve onu bina edene,


(ŞEMS suresi 6. ayet):


وَالْأَرْضِ وَمَا طَحَاهَا


Okunuş: Vel'ardi ve ma tahaha.


Tefhimü-l Kuran: Yere ve onu yayıp döşeyene,


(ŞEMS suresi 7. ayet):


وَنَفْسٍ وَمَا سَوَّاهَا


Okunuş: Ve nefsin ve ma sevvaha.


Tefhimü-l Kuran: Nefse ve ona 'bir düzen içinde biçim verene,'


(ŞEMS suresi 8. ayet):


فَأَلْهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقْوَاهَا


Okunuş: Feelhemeha fücureha ve takvaha.


Tefhimü-l Kuran: Sonra ona fücurunu (sınır tanımaz günah ve kötülüğünü) ve ondan sakınmayı ilham edene (andolsun) .


(LEYL suresi 3. ayet):


وَمَا خَلَقَ الذَّكَرَ وَالْأُنثَى


Okunuş: Ve ma halekazzekere vel'ünsa.


Tefhimü-l Kuran: Erkeği ve dişiyi yaratana;


(TÎN suresi 1. ayet):


وَالتِّينِ وَالزَّيْتُونِ


Okunuş: Vettiyni vezzeytuni


Tefhimü-l Kuran: İncire ve zeytine andolsun,


(TÎN suresi 2. ayet):


وَطُورِ سِينِينَ


Okunuş: Ve turi siyniyne


Tefhimü-l Kuran: Sina dağına,


(TÎN suresi 3. ayet):


وَهَذَا الْبَلَدِ الْأَمِينِ


Okunuş: Ve hazelbeledil'emiyni


Tefhimü-l Kuran: Ve şu emin beldeye (güvenilir şehre).


Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!







KUR'AN'DA İSLAM VE TESLİMİYET

30/4/2008 · Kategori: Ayet

KUR'AN'DA İSLAM VE TESLİMİYET


 

(BAKARA suresi 155. ayet):


وَلَنَبْلُوَنَّكُمْ بِشَيْءٍ مِّنَ الْخَوفْ وَالْجُوعِ وَنَقْصٍ مِّنَ الأَمَوَالِ وَالأنفُسِ وَالثَّمَرَاتِ وَبَشِّرِ الصَّابِرِينَ


Okunuş: Ve le neblüvenneküm bi şey'im minel havfi vel cui ve naksim minel emvali vel enfüsi ves semerat, ve beşşiris sabirin


Tefhimü-l Kuran: Andolsun, biz sizi bir parça korku, açlık ve bir parça mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabır gösterenleri müjdele.


(BAKARA suresi 156. ayet):


الَّذِينَ إِذَا أَصَابَتْهُم مُّصِيبَةٌ قَالُواْ إِنَّا لِلّهِ وَإِنَّـا إِلَيْهِ رَاجِعونَ


Okunuş: Ellezine iza esabethüm müsiybetün kalu inna lillahi ve inna ileyhi raciun


Tefhimü-l Kuran: Onlara bir musibet isabet ettiğinde, derler ki; «Biz Allah'a ait (kullar) ız ve şüphesiz O'na dönücüleriz.»


(ÂLİ IMRÂN suresi 26. ayet):


قُلِ اللَّهُمَّ مَالِكَ الْمُلْكِ تُؤْتِي الْمُلْكَ مَن تَشَاء وَتَنزِعُ الْمُلْكَ مِمَّن تَشَاء وَتُعِزُّ مَن تَشَاء وَتُذِلُّ مَن تَشَاء بِيَدِكَ الْخَيْرُ إِنَّكَ عَلَىَ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ


Okunuş: Kulillahümme malikel mülki tü'til mülke men teşaü ve tenziul mülke mimmen teşa', ve tüizzü men teşaü ve tüzillü men teşa', bi yedikel hayr, inneke ala külli şey'in kadir


Tefhimü-l Kuran: De ki: «Ey mülkün sahibi Allah'ım, dilediğine mülkü verirsin ve dilediğinden mülkü çekip-alırsın, dilediğini aziz kılar, dilediğini alçaltırsın; hayır Senin elindedir. Gerçekten Sen, her şeye güç yetirensin.»


(EN'ÂM suresi 162. ayet):


قُلْ إِنَّ صَلاَتِي وَنُسُكِي وَمَحْيَايَ وَمَمَاتِي لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ


Okunuş: Kul inne salati ve nüsüki ve mahyaye ve memati lillahi rabbil alemin


Tefhimü-l Kuran: De ki: «Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, dirimim ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah'ındır.»


(EN'ÂM suresi 163. ayet):


لاَ شَرِيكَ لَهُ وَبِذَلِكَ أُمِرْتُ وَأَنَاْ أَوَّلُ الْمُسْلِمِينَ


Okunuş: La şerike leh ve bi zalike ümirtü ve ene evvelül müslimin


Tefhimü-l Kuran: «O'nun hiç bir ortağı yoktur. Ben böyle emrolundum ve ben müslüman olanların ilkiyim.»


(RA'D suresi 22. ayet):


وَالَّذِينَ صَبَرُواْ ابْتِغَاء وَجْهِ رَبِّهِمْ وَأَقَامُواْ الصَّلاَةَ وَأَنفَقُواْ مِمَّا رَزَقْنَاهُمْ سِرًّا وَعَلاَنِيَةً وَيَدْرَؤُونَ بِالْحَسَنَةِ السَّيِّئَةَ أُوْلَئِكَ لَهُمْ عُقْبَى الدَّارِ


Okunuş: Vellezine saberubtiğae vechi rabbihim ve ekamus salate ve enfeku mimma razaknahüm sirrav ve alaniyetev ve yedraune bil hasenetis seyyiete ülaike lehüm ukbed dar


Tefhimü-l Kuran: Ve onlar Rablerinin yüzünü (hoşnutluğunu) isteyerek sabrederler, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak ederler ve kötülüğü iyilikle savarlar. İşte onlar, bu yurdun (dünyanın güzel) sonucu (ahiret mutluluğu) onlar içindir.


(KEHF suresi 23. ayet):


وَلَا تَقُولَنَّ لِشَيْءٍ إِنِّي فَاعِلٌ ذَلِكَ غَدًا


Okunuş: Ve la tekulenne li şey'in inni failün zalike ğada


Tefhimü-l Kuran: Hiç bir şey hakkında: «Ben bunu yarın mutlaka yapacağım» deme.


(KEHF suresi 24. ayet):


إِلَّا أَن يَشَاء اللَّهُ وَاذْكُر رَّبَّكَ إِذَا نَسِيتَ وَقُلْ عَسَى أَن يَهْدِيَنِ رَبِّي لِأَقْرَبَ مِنْ هَذَا رَشَدًا


Okunuş: İlla ey yeşaellahü vezkür rabbeke iza nesite ve kul asa ey yehdiyeni rabbi li akrabe min haza raşeda


Tefhimü-l Kuran: Ancak: «Allah dilerse» (yapacağım, de) . Unuttuğun zaman Rabbini zikret ve de ki: «Umulur ki, Rabbim beni bundan daha yakın bir başarıya yöneltip-iletir.»


Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!









{ Sayfa 1 of 24 }
<- : : Sonraki Sayfa ->