KUR'AN'DA KAİNATIN YARATILIŞI
هُوَ الَّذِي خَلَقَ لَكُم مَّا فِي الأَرْضِ جَمِيعاً ثُمَّ اسْتَوَى إِلَى السَّمَاء فَسَوَّاهُنَّ سَبْعَ سَمَاوَاتٍ وَهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ
Okunuş: Hüvellezi haleka leküm ma fil erdi cemian sümmesteva iles semai fe sevvahünne seb'a semavat, ve hüve bi külli şey'in alim
Tefhimü-l Kuran: Yerde olanların tümünü sizin için yaratan O'dur. Sonra göğe yönelip (istiva edip) de onları yedi gök olarak düzenleyen O'dur. O, herşeyi bilendir.
بَدِيعُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ أَنَّى يَكُونُ لَهُ وَلَدٌ وَلَمْ تَكُن لَّهُ صَاحِبَةٌ وَخَلَقَ كُلَّ شَيْءٍ وهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ
Okunuş: Bedrius semavati vel ard enna yekunü lehu veledüv ve lem tekül lehu sahibeh ve haleka külle şey' ve hüve bi külli şey'in alim
Tefhimü-l Kuran: Gökleri ve yeri bir örnek edinmeksizin yaratandır. O'nun nasıl bir çocuğu olabilir? O'nun bir eşi (zevcesi) yoktur. O, her şeyi yaratmıştır. O, her şeyi bilendir.
وَلَوْ شَاء اللّهُ مَا أَشْرَكُواْ وَمَا جَعَلْنَاكَ عَلَيْهِمْ حَفِيظًا وَمَا أَنتَ عَلَيْهِم بِوَكِيلٍ
Okunuş: Ve lev şaellahü ma eşraku ve ma cealnake aleyhim hafiyza ve ma ente aleyhim bi vekil
Tefhimü-l Kuran: Eğer Allah dileseydi onlar şirk koşmazdı. Biz seni onlar üzerinde bir gözetleyici kılmadık ve sen onlar üzerinde bir vekil de değilsin.
يُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَيُخْرِجُ الْمَيِّتَ مِنَ الْحَيِّ وَيُحْيِي الْأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا وَكَذَلِكَ تُخْرَجُونَ
Okunuş: Yuhricül hayye minel meyyiti ve yuhricül meyyite minel hayyi ve yuhyil erda ba'de mevtiha ve kezalike tuhracun
Tefhimü-l Kuran: O ölüden diriyi çıkarır ve diriden de ölüyü çıkarır, ölümünden sonra da yeri diriltir. İşte siz de böyle çıkarılacaksınız.
الَّذِي أَحْسَنَ كُلَّ شَيْءٍ خَلَقَهُ وَبَدَأَ خَلْقَ الْإِنسَانِ مِن طِينٍ
Okunuş: Ellezi ahsene külle şey'in halekahu ve bedee halkal insani min tiyn
Tefhimü-l Kuran: Ki O, yarattığı her şeyi en güzel yapan ve insanı yaratmaya da bir çamurdan başlayandır.
سُبْحَانَ الَّذِي خَلَقَ الْأَزْوَاجَ كُلَّهَا مِمَّا تُنبِتُ الْأَرْضُ وَمِنْ أَنفُسِهِمْ وَمِمَّا لَا يَعْلَمُونَ
Okunuş: Sübhanellezi halekal ezvace külleha mimma tümbitül erdu ve min enfüsihim ve mimma la ya'lemun
Tefhimü-l Kuran: Yerin bitirmekte olduklarından, kendi nefislerinden ve daha bilmedikleri nice şeylerden bütün çiftleri yaratan (Allah çok) yücedir.
لَهُ مَقَالِيدُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَالَّذِينَ كَفَرُوا بِآيَاتِ اللَّهِ أُوْلَئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ
Okunuş: Lehu mekalidüs semavati vel ard vellezine keferu bi ayatillahi ülaike hümül hasirun
Tefhimü-l Kuran: Göklerin ve yerin anahtarları O'nundur. Allah'ın ayetlerine (karşı) küfredenler ise; işte onlar, hüsrana uğrayanlardır.
ذَلِكُمُ اللَّهُ رَبُّكُمْ خَالِقُ كُلِّ شَيْءٍ لَّا إِلَهَ إِلَّا هُوَ فَأَنَّى تُؤْفَكُونَ
Okunuş: Zalikümüllahü rabbüküm haliku külli şey' la ilahe illa hüve fe enna tü'fekun
Tefhimü-l Kuran: İşte bu, sizin Rabbiniz olan Allah'tır; her şeyin yaratıcısıdır; O'ndan başka ilah yoktur. Öyleyse nasıl olur da çevriliyorsunuz?
لِلَّهِ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ يَخْلُقُ مَا يَشَاء يَهَبُ لِمَنْ يَشَاء إِنَاثًا وَيَهَبُ لِمَن يَشَاء الذُّكُورَ
Okunuş: Lillahi mülküs semavati vel ard yahlüku ma yeşa' yehebü li mey yeşaü inasev ve yehebü li mey yeşaüz zükur
Tefhimü-l Kuran: Göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. Dilediğini yaratır. Dilediğine dişiler armağan eder, dilediğine de erkek armağan eder.
وَالَّذِي خَلَقَ الْأَزْوَاجَ كُلَّهَا وَجَعَلَ لَكُم مِّنَ الْفُلْكِ وَالْأَنْعَامِ مَا تَرْكَبُونَ
Okunuş: Vellezi halekal ezvace külleha ve ceale leküm minel fülki vel en'ami ma terkebun
Tefhimü-l Kuran: Ki O, bütün çiftleri yarattı ve sizin için gemilerden ve hayvanlardan bineceğiniz şeyleri de var etti.
وَمِنَ اللَّيْلِ فَسَبِّحْهُ وَإِدْبَارَ النُّجُومِ
Okunuş: Ve minel leyli fesebbihhu ve idbaran nucum
Tefhimü-l Kuran: Gecenin bir bölümünde ve yıldızların batışının ardında da O'nu tesbih et.
إِنَّا كُلَّ شَيْءٍ خَلَقْنَاهُ بِقَدَرٍ
Okunuş: İnna kulle şey'in halaknahu bi kader
Tefhimü-l Kuran: Hiç şüphesiz, biz her şeyi bir kader ile yarattık.
وَمَا أَمْرُنَا إِلَّا وَاحِدَةٌ كَلَمْحٍ بِالْبَصَرِ
Okunuş: Ve ma emruna illa vahidetun ke lemhim bil besar
Tefhimü-l Kuran: Bizim emrimiz, bir göz çarpması gibi yalnızca 'bir keredir'.
سَبَّحَ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ
Okunuş: Sebbeha lillahi ma fiyssemavati velardi ve huvel'aziyzulhakiymu.
Tefhimü-l Kuran: Göklerde ve yerde olanların tümü Allah'ı tesbih etmiştir. O, üstün ve güçlü (aziz) olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.
سَبَّحَ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ
Okunuş: Sebbeha lillahi ma fiyssemavati ve ma fiyl'ardi ve huvel'aziyzulhakiymu.
Tefhimü-l Kuran: Göklerde ve yerde olanların tümü Allah'ı tesbih etmiştir. O, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.
يُسَبِّحُ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ الْمَلِكِ الْقُدُّوسِ الْعَزِيزِ الْحَكِيمِ
Okunuş: Yesebbihu lillahi ma fiyssemavati ve ma fiyl'ardil elmelikilkuddusil'aziyzilhakiymi.
Tefhimü-l Kuran: Göklerde ve yerde olanların tümü, Melik; Kuddüs; Aziz; Hakim olan Allah'ı tesbih etmektedir.
يُسَبِّحُ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
Okunuş: Yusebbihu lillahi ma fiyssemavati ve ma fiyl'ardi lehulmulku ve lehulhamdu ve huve 'ala kulli şey'in kadiyrun.
Tefhimü-l Kuran: Göklerde ve yerde olanların tümü Allah'ı tesbih etmektedir. Mülk de O'nundur, hamd (övgü) de O'nundur. O, her şeye güç yetirendir.
فَلَا أُقْسِمُ بِالْخُنَّسِ
Okunuş: Fela uksimu bilhunnesi.
Tefhimü-l Kuran: Artık hayır; yemin ederim (gündüz) sinip (gece) dönen (gezegen) lere,
وَالصُّبْحِ إِذَا تَنَفَّسَ
Okunuş: Vessubhi iza teneffese.
Tefhimü-l Kuran: Ve nefes almağa başladığı zaman, sabaha;
وَالسَّمَاء وَالطَّارِقِ
Okunuş: Vessemai vettariki.
Tefhimü-l Kuran: Göğe ve tarık'a andolsun,
النَّجْمُ الثَّاقِبُ
Okunuş: Ennecmüssakibü.
Tefhimü-l Kuran: (Karanlığı) Delen yıldızdır.
الَّذِي خَلَقَ فَسَوَّى
Okunuş: Elleziy haleka fesevva.
Tefhimü-l Kuran: Ki O, yarattı, 'bir düzen içinde biçim verdi,
وَالشَّمْسِ وَضُحَاهَا
Okunuş: Veşşemsi ve duhaha.
Tefhimü-l Kuran: Güneşe ve onun parıltısına andolsun.
وَالْقَمَرِ إِذَا تَلَاهَا
Okunuş: Velkameri iza telaha.
Tefhimü-l Kuran: Onu izlediği zaman aya,
وَالنَّهَارِ إِذَا جَلَّاهَا
Okunuş: Vennehari iza cellaha.
Tefhimü-l Kuran: Onu (güneş) parıldattığı zaman gündüze,
وَاللَّيْلِ إِذَا يَغْشَاهَا
Okunuş: Velleyli iza yağşaha.
Tefhimü-l Kuran: Onu sarıp-örttüğü zaman geceye,
وَالسَّمَاء وَمَا بَنَاهَا
Okunuş: Vessmai ve ma benaha.
Tefhimü-l Kuran: Göğe ve onu bina edene,
وَالْأَرْضِ وَمَا طَحَاهَا
Okunuş: Vel'ardi ve ma tahaha.
Tefhimü-l Kuran: Yere ve onu yayıp döşeyene,
وَنَفْسٍ وَمَا سَوَّاهَا
Okunuş: Ve nefsin ve ma sevvaha.
Tefhimü-l Kuran: Nefse ve ona 'bir düzen içinde biçim verene,'
فَأَلْهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقْوَاهَا
Okunuş: Feelhemeha fücureha ve takvaha.
Tefhimü-l Kuran: Sonra ona fücurunu (sınır tanımaz günah ve kötülüğünü) ve ondan sakınmayı ilham edene (andolsun) .
وَمَا خَلَقَ الذَّكَرَ وَالْأُنثَى
Okunuş: Ve ma halekazzekere vel'ünsa.
Tefhimü-l Kuran: Erkeği ve dişiyi yaratana;
وَالتِّينِ وَالزَّيْتُونِ
Okunuş: Vettiyni vezzeytuni
Tefhimü-l Kuran: İncire ve zeytine andolsun,
وَطُورِ سِينِينَ
Okunuş: Ve turi siyniyne
Tefhimü-l Kuran: Sina dağına,
وَهَذَا الْبَلَدِ الْأَمِينِ
Okunuş: Ve hazelbeledil'emiyni
Tefhimü-l Kuran: Ve şu emin beldeye (güvenilir şehre).
KUR'AN'DA İSLAM VE TESLİMİYET
وَلَنَبْلُوَنَّكُمْ بِشَيْءٍ مِّنَ الْخَوفْ وَالْجُوعِ وَنَقْصٍ مِّنَ الأَمَوَالِ وَالأنفُسِ وَالثَّمَرَاتِ وَبَشِّرِ الصَّابِرِينَ
Okunuş: Ve le neblüvenneküm bi şey'im minel havfi vel cui ve naksim minel emvali vel enfüsi ves semerat, ve beşşiris sabirin
Tefhimü-l Kuran: Andolsun, biz sizi bir parça korku, açlık ve bir parça mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabır gösterenleri müjdele.
الَّذِينَ إِذَا أَصَابَتْهُم مُّصِيبَةٌ قَالُواْ إِنَّا لِلّهِ وَإِنَّـا إِلَيْهِ رَاجِعونَ
Okunuş: Ellezine iza esabethüm müsiybetün kalu inna lillahi ve inna ileyhi raciun
Tefhimü-l Kuran: Onlara bir musibet isabet ettiğinde, derler ki; «Biz Allah'a ait (kullar) ız ve şüphesiz O'na dönücüleriz.»
قُلِ اللَّهُمَّ مَالِكَ الْمُلْكِ تُؤْتِي الْمُلْكَ مَن تَشَاء وَتَنزِعُ الْمُلْكَ مِمَّن تَشَاء وَتُعِزُّ مَن تَشَاء وَتُذِلُّ مَن تَشَاء بِيَدِكَ الْخَيْرُ إِنَّكَ عَلَىَ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
Okunuş: Kulillahümme malikel mülki tü'til mülke men teşaü ve tenziul mülke mimmen teşa', ve tüizzü men teşaü ve tüzillü men teşa', bi yedikel hayr, inneke ala külli şey'in kadir
Tefhimü-l Kuran: De ki: «Ey mülkün sahibi Allah'ım, dilediğine mülkü verirsin ve dilediğinden mülkü çekip-alırsın, dilediğini aziz kılar, dilediğini alçaltırsın; hayır Senin elindedir. Gerçekten Sen, her şeye güç yetirensin.»
قُلْ إِنَّ صَلاَتِي وَنُسُكِي وَمَحْيَايَ وَمَمَاتِي لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Okunuş: Kul inne salati ve nüsüki ve mahyaye ve memati lillahi rabbil alemin
Tefhimü-l Kuran: De ki: «Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, dirimim ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah'ındır.»
لاَ شَرِيكَ لَهُ وَبِذَلِكَ أُمِرْتُ وَأَنَاْ أَوَّلُ الْمُسْلِمِينَ
Okunuş: La şerike leh ve bi zalike ümirtü ve ene evvelül müslimin
Tefhimü-l Kuran: «O'nun hiç bir ortağı yoktur. Ben böyle emrolundum ve ben müslüman olanların ilkiyim.»
وَالَّذِينَ صَبَرُواْ ابْتِغَاء وَجْهِ رَبِّهِمْ وَأَقَامُواْ الصَّلاَةَ وَأَنفَقُواْ مِمَّا رَزَقْنَاهُمْ سِرًّا وَعَلاَنِيَةً وَيَدْرَؤُونَ بِالْحَسَنَةِ السَّيِّئَةَ أُوْلَئِكَ لَهُمْ عُقْبَى الدَّارِ
Okunuş: Vellezine saberubtiğae vechi rabbihim ve ekamus salate ve enfeku mimma razaknahüm sirrav ve alaniyetev ve yedraune bil hasenetis seyyiete ülaike lehüm ukbed dar
Tefhimü-l Kuran: Ve onlar Rablerinin yüzünü (hoşnutluğunu) isteyerek sabrederler, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak ederler ve kötülüğü iyilikle savarlar. İşte onlar, bu yurdun (dünyanın güzel) sonucu (ahiret mutluluğu) onlar içindir.
وَلَا تَقُولَنَّ لِشَيْءٍ إِنِّي فَاعِلٌ ذَلِكَ غَدًا
Okunuş: Ve la tekulenne li şey'in inni failün zalike ğada
Tefhimü-l Kuran: Hiç bir şey hakkında: «Ben bunu yarın mutlaka yapacağım» deme.
إِلَّا أَن يَشَاء اللَّهُ وَاذْكُر رَّبَّكَ إِذَا نَسِيتَ وَقُلْ عَسَى أَن يَهْدِيَنِ رَبِّي لِأَقْرَبَ مِنْ هَذَا رَشَدًا
Okunuş: İlla ey yeşaellahü vezkür rabbeke iza nesite ve kul asa ey yehdiyeni rabbi li akrabe min haza raşeda
Tefhimü-l Kuran: Ancak: «Allah dilerse» (yapacağım, de) . Unuttuğun zaman Rabbini zikret ve de ki: «Umulur ki, Rabbim beni bundan daha yakın bir başarıya yöneltip-iletir.»